Kur'an-ı Kerim - The Holy Quran - القرآن الكريم

 
00:00
Aramak istediğiniz sözcüğü giriniz...
Sûre Adı: 018. Kehf - (Mağara) Al-Kahf — الكهف
SNo ANo Türkçe Arapçaazalan sırada AyetNo
18 96

"Bana demir kütleleri getirin!" İki ucu tam denkleştirince, "Körükleyin!" dedi. Onu ateş haline koyunca da "Getirin bana, üzerine erimiş bakır/katran dökeyim!" diye seslendi.

آتُونِي زُبَرَ الْحَدِيدِ ۖ حَتَّىٰ إِذَا سَاوَىٰ بَيْنَ الصَّدَفَيْنِ قَالَ انفُخُوا ۖ حَتَّىٰ إِذَا جَعَلَهُ نَارًا قَالَ آتُونِي أُفْرِغْ عَلَيْهِ قِطْرًا ۝

2 236
Sûre Adı: 051. Zariyat - (Savuranlar) Adh-Dhariyat—الذاريات
SNo ANo Türkçe Arapçaazalan sırada AyetNo
51 16

Rablerinin kendilerine verdiğini almış kişiler olarak. Doğrusu, onlar bundan önce de iyilik ve güzellik sergilemekteydiler.

آخِذِينَ مَا آتَاهُمْ رَبُّهُمْ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَٰلِكَ مُحْسِنِينَ ۝

4 691
51 53

Bunu aralarında vasiyetleştiler mi? Hayır, azıp sapmış bir topluluk bunlar.

أَتَوَاصَوْا بِهِ ۚ بَلْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ ۝

4 728
Sûre Adı: 010. Yunus - (Yunus) Yunus -- يونس
SNo ANo Türkçe Arapçaazalan sırada AyetNo
10 91

"Şimdi mi? Daha önce isyan etmiş, bozgunculardan olmuştun."

آلْآنَ وَقَدْ عَصَيْتَ قَبْلُ وَكُنتَ مِنَ الْمُفْسِدِينَ ۝

1 455
10 51

O azap başınıza patladıktan sonra mı iman ettiniz! Şimdi mi? Hani onu aceleden isteyip duruyordunuz?

أَثُمَّ إِذَا مَا وَقَعَ آمَنتُم بِهِ ۚ آلْآنَ وَقَدْ كُنتُم بِهِ تَسْتَعْجِلُونَ ۝

1 415
Sûre Adı: 002. Bakara - (İnek) Al-Baqara -- البقرة
SNo ANo Türkçe Arapçaazalan sırada AyetNo
2 285

Resul, Rabbinden kendisine indirilene inanmıştır; müminler de. Hepsi; Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, resullerine inanmışlardır. Allah'ın resullerinden hiçbirini ötekinden ayırmayız. Şöyle demişlerdi: "Dinledik, boyun eğdik. Affet bizi, ey Rabbimiz. Dönüş yalnız sanadır."

آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ ۚ كُلٌّ آمَنَ بِاللَّهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ ۚ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا ۖ غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ ۝

292
Sûre Adı: 057. Hadid - (Demir) Al-Hadid—الحديد
SNo ANo Türkçe Arapçaazalan sırada AyetNo
57 7

Allah'a ve resulüne iman edin; sizi üzerinde buyruk sahibi yaptığı şeylerden başkalarına bol bol verin! İçinizden iman eden ve infakta bulunanlar için çok büyük bir ödül vardır.

آمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَأَنفِقُوا مِمَّا جَعَلَكُم مُّسْتَخْلَفِينَ فِيهِ ۖ فَالَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَأَنفَقُوا لَهُمْ أَجْرٌ كَبِيرٌ ۝

5 082
Sûre Adı: 036. Yâsin - (Y.S.) Ya Seen—يس
SNo ANo Türkçe Arapçaazalan sırada AyetNo
36 23

"O'ndan başka tanrılar mı edineyim ben? Eğer Rahman bana bir zorluk/zarar dilerse onların şefaati benden hiçbir şeyi savamaz; beni kurtaramazlar."

أَأَتَّخِذُ مِن دُونِهِ آلِهَةً إِن يُرِدْنِ الرَّحْمَٰنُ بِضُرٍّ لَّا تُغْنِ عَنِّي شَفَاعَتُهُمْ شَيْئًا وَلَا يُنقِذُونِ ۝

3 728
Sûre Adı: 058. Mücadele - (Tartışma) Al-Mujadila—المجادلة
SNo ANo Türkçe Arapçaazalan sırada AyetNo
58 13

Gizli konuşmanızdan önce, sadakalar vermekten ürperdiniz mi? Çünkü yapmadınız. Allah size tövbe nasip etti. Artık namazı/duayı yerine getirin, zekâtı verin, Allah'a ve resulüne itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

أَأَشْفَقْتُمْ أَن تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيْ نَجْوَاكُمْ صَدَقَاتٍ ۚ فَإِذْ لَمْ تَفْعَلُوا وَتَابَ اللَّهُ عَلَيْكُمْ فَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ ۚ وَاللَّهُ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ ۝

5 117
Sûre Adı: 067. Mulk - (Yönetim) Al-Mulk—الملك
SNo ANo Türkçe Arapçaazalan sırada AyetNo
67 16

O göktekinin, sizi yere batırmayacağından emin misiniz? O zaman yer aniden çalkalanmaya başlar.

أَأَمِنتُم مَّن فِي السَّمَاءِ أَن يَخْسِفَ بِكُمُ الْأَرْضَ فَإِذَا هِيَ تَمُورُ ۝

5 257
Sûre Adı: 079. Naziat - (Söküp Çıkaranlar) An-Naziat—النازعات
SNo ANo Türkçe Arapçaazalan sırada AyetNo
79 27

Siz mi daha zorsunuz yaratılışça, gök mü?

أَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ السَّمَاءُ ۚ بَنَاهَا ۝

5 739
79 11

"Un-ufak kemikler haline geldikten sonra, öyle mi!"

أَإِذَا كُنَّا عِظَامًا نَّخِرَةً ۝

5 723
79 9

Onların gözleri yerlere eğilecektir.

أَبْصَارُهَا خَاشِعَةٌ ۝

5 721
Sûre Adı: 056. Vakıa - (Kaçınılmaz Olay) Al-Waqia—الواقعة
SNo ANo Türkçe Arapçaazalan sırada AyetNo
56 69

Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indirenler bizler miyiz?

أَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ الْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ الْمُنزِلُونَ ۝

5 048
56 72

Onun ağacını siz mi yarattınız yoksa yaratıp oluşturan bizler miyiz?

أَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَا أَمْ نَحْنُ الْمُنشِئُونَ ۝

5 051
56 59

Siz mi yaratıyorsunuz onu, yoksa yaratıcılar bizler miyiz?

أَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُ أَمْ نَحْنُ الْخَالِقُونَ ۝

5 038
56 64

Siz mi bitiriyorsunuz onu, yoksa bitirenler bizler miyiz?

أَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُ أَمْ نَحْنُ الزَّارِعُونَ ۝

5 043
Sûre Adı: 054. Kamer - (Ay) Al-Qamar—القمر
SNo ANo Türkçe Arapçaazalan sırada AyetNo
54 25

"Aramızdan öğüt ona mı verildi? Hayır, o yalancı küstahın biridir."

أَأُلْقِيَ الذِّكْرُ عَلَيْهِ مِن بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌ ۝

4 871
Sûre Adı: 038. Sad - (SS) Sad—ص
SNo ANo Türkçe Arapçaazalan sırada AyetNo
38 8

"Öğüt ve uyarı, içimizden ona mı indirildi?" Hayır, onlar benim zikrimden/Kur'an'ımdan kuşkulandılar. Hayır, onlar benim azabımı henüz tatmadılar.

أَأُنزِلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ مِن بَيْنِنَا ۚ بَلْ هُمْ فِي شَكٍّ مِّن ذِكْرِي ۖ بَل لَّمَّا يَذُوقُوا عَذَابِ ۝

3 978
38 63

"Onları alaya alırdık; yoksa gözler onlardan kaydı mı?"

أَتَّخَذْنَاهُمْ سِخْرِيًّا أَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ الْأَبْصَارُ ۝

4 033
38 5

"İlahları bir tek tanrı mı yapmış? Bu, gerçekten hayret edilecek bir şey!"

أَجَعَلَ الْآلِهَةَ إِلَٰهًا وَاحِدًا ۖ إِنَّ هَٰذَا لَشَيْءٌ عُجَابٌ ۝

3 975
Sûre Adı: 037. Saffat - (Dizilenler) As-Saaffat—الصافات
SNo ANo Türkçe Arapçaazalan sırada AyetNo
37 16

"Öldüğümüz, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman mı? Biz gerçekten diriltilecek miyiz?"

أَإِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا أَإِنَّا لَمَبْعُوثُونَ ۝

3 804
37 53

"Biz, ölüp toprak ve kemik haline geldikten sonra, gerçekten cezalandırılacak mıyız?"

أَإِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا أَإِنَّا لَمَدِينُونَ ۝

3 841
37 86

"Allah'ın berisinden birtakım uydurma ilahları mı istiyorsunuz?"

أَئِفْكًا آلِهَةً دُونَ اللَّهِ تُرِيدُونَ ۝

3 874
37 125

"Bal'e yalvarıp yakarıyor, yaratıcıların en güzelini bırakıyor musunuz?"

أَتَدْعُونَ بَعْلًا وَتَذَرُونَ أَحْسَنَ الْخَالِقِينَ ۝

3 913
Sûre Adı: 050. Qaf - (Q) Qaf—ق
SNo ANo Türkçe Arapçaazalan sırada AyetNo
50 3

Ölünce mi, biz toprak olunca mı? Çok uzak bir dönüştür bu."

أَإِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا ۖ ذَٰلِكَ رَجْعٌ بَعِيدٌ ۝

4 633
Sûre Adı: 027. Neml - (Karınca) An-Naml—النمل
SNo ANo Türkçe Arapçaazalan sırada AyetNo
27 55

"Siz, şehvetinizi tatmin için kadınları bırakıp da erkeklere mi gidiyorsunuz? Doğrusu siz cehalete saplanmış bir topluluksunuz."

أَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ شَهْوَةً مِّن دُونِ النِّسَاءِ ۚ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ ۝

3 214
Sûre Adı: 029. Ankebut - (Dişi Örümcek) Al-Ankaboot — العنكبوت
SNo ANo Türkçe Arapçaazalan sırada AyetNo
29 29

"Erkeklere gidiyorsunuz, yol kesiyorsunuz, toplantılarınızda çirkinlikler sergiliyorsunuz, öyle mi?" Toplumunun cevabı sadece şunu söylemek oldu: "Eğer doğru sözlülerdensen, hadi getir bize Allah'ın azabını!"

أَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ وَتَقْطَعُونَ السَّبِيلَ وَتَأْتُونَ فِي نَادِيكُمُ الْمُنكَرَ ۖ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِ إِلَّا أَن قَالُوا ائْتِنَا بِعَذَابِ اللَّهِ إِن كُنتَ مِنَ الصَّادِقِينَ ۝

3 369
29 2

İnsanlar, inandık demeleriyle kendi hallerine bırakılacaklarını ve hiçbir imtihana çekilmeyeceklerini mi sandılar!

أَحَسِبَ النَّاسُ أَن يُتْرَكُوا أَن يَقُولُوا آمَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ ۝

3 342
Sûre Adı: 026. Şuara - (Şairler) Ash-Shuara—الشعراء
SNo ANo Türkçe Arapçaazalan sırada AyetNo
26 165

"Âlemlerin içinden erkeklere gidiyor da,

أَتَأْتُونَ الذُّكْرَانَ مِنَ الْعَالَمِينَ ۝

3 097
26 128

"Her yüksek tepeye/yola şaşılacak bir bina kurarak/bir işaret dikerek mi eğleniyorsunuz!"

أَتَبْنُونَ بِكُلِّ رِيعٍ آيَةً تَعْبَثُونَ ۝

3 060
26 146

"Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız?"

أَتُتْرَكُونَ فِي مَا هَاهُنَا آمِنِينَ ۝

3 078
53495263